
Just Alice, iki ayrı dünyayı iki ayrı yüzükle taşımaya çalışan Alicia’nın nefes kesen ikili hayatını anlatıyor. Gündüzleri otel ve kültür etkinliklerinde çalışarak hayatını sürdüren Alicia, tesadüflerle örülü iki karşılaşmanın tutsağı olur. Bir yanda imza gününde çevirisini üstlendiği, dünyanın peşinden koştuğu ünlü yazar Jonas Everly; diğer yanda mahalle aşevinde gönüllülük yaparken tanıştığı, inancıyla hesaplaşarak cüppesini çıkarmış eski bir rahip, Luca Marin. İki adam da Alicia’da kendilerine ait bir iyileşme vaadi görür: Jonas, yazma tıkanıklığını Alicia’nın bakışında çözer; Luca, inancını kaybettikten sonra insanlara dönme cesaretini onun şefkatinde bulur.
İzlerken defalarca şunu düşündüm: “Ben iki hayatı değil, iki aynayı taşıyorum; biri beni büyütüyor, diğeri küçültüyor.” Bu, Alicia’nın da bize fısıldadığı şey. Finaldeki o yarım saniyelik bakış, sezonun en büyük özel efekti. Dram sevene ziyafet, karakter derinliği arayana sığınak, gizem peşindekine temiz ipucu, romantik olana gerçek bir vicdan. Eğer kalbinizde iki oda varsa, bu dizi ikisine de misafir olacak. Ve evet, son sahnede ayağa kalkıp “Sadece Alice mi? Keşke bu kadar basit olsaydı,” diyeceksiniz.
0 Yorum (Popüler)
Lütfen yorumlarınızı saygı kuralları çerçevesinde yapınız.Yorum yapabilmek için üye olmalısın.
Giriş Yap