
I Love LA, Los Angeles’ın parıltısının altındaki çatlakları, çok sık kahkaha attıran ama bir o kadar da kalbi sıkıştıran anlarla anlatan keskin bir arkadaşlık, kariyer ve aşk hikâyesi. Merkezde, yıllardır “asistanlık döngüsünde” sıkışıp kalmış ama yetenek yöneticisi olma saplantısıyla yaşayan Maia var. Maia gündüzleri büyük bir yetenek ajansında (ışıklı lobiler, sonsuz kahve ve daha da sonsuz egolar), geceleri ise kendi küçük müşterilerini büyütme hayaliyle yaşıyor. Birlikte yaşadığı düzenli, güvenli liman erkek arkadaşı Ethan, Maia’nın hayatına denge getirirken, şehrin temposu ve Maia’nın iç sesi bir türlü susmuyor: “Ben daha fazlasıyım.”
Şaka niyetine: Bu diziyi izlerken iced coffee bittiğinde bölümü durdurup kahve yenilemek isteyebilirsiniz; merak etmeyin, karakterler de hep öyle yapıyor. Büyük final anlarında telefonunuzu uçak moduna alın; çünkü I Love LA, bildirim sesinden daha yüksek bir şehir gürültüsüne sahip—ama inanın, duyduğunuza değiyor. Eğer modern dostlukların kırılganlığını, kariyer hırsının bedelini ve şehrin insanı hem parlatıp hem de çıplak bırakma gücünü merak ediyorsanız, kemerlerinizi bağlayın. LA sizi bekliyor; ve bu dizi, arka koltuktan fısıldayan o dürüst arkadaş olacak.
0 Yorum (Popüler)
Lütfen yorumlarınızı saygı kuralları çerçevesinde yapınız.Yorum yapabilmek için üye olmalısın.
Giriş Yap