
He Had It Coming, prestijli ve taş duvarlı bir üniversitenin gölgesinde geçen, nabız yükselten bir suç, mizah ve sosyal medya çağının ikiyüzlülüğünü harmanlayan bir kampüs gerilimi. Hikâye; burslu, sıra dışı zekâya sahip ama sosyal filtreleri arızalı Nora Malik ile (evet, kütüphane raflarının arasında yaşar gibi yaşayan türden) ring light’sız nefes almayan fenomen Luca Blaze’in yollarının kesişmesiyle başlıyor. İkili, okul yönetiminin kadın sporculara bütçe kısarken milyoner bağışçılara heykeller dikmesini protesto etmek için, gece yarısı üniversitenin kurucu babasına ait ihtişamlı bronz heykeli çevre dostu boyayla “yeniden yorumluyor”. Plan: Sessiz bir görsel manifesto. Gerçek: Ertesi sabah heykelin kaidesinde üniversitenin altın çocuklarından şampiyon yüzücü Tyson Hale’in cansız bedeni. Ve kameralar… her yerde.
Benim notum? “Oynat ve konuşulsun.” Finaldeki canlı yayın tuzağı, adeta internet çağının mahkeme salonu. Ve evet, ikinci sezon için ipuçları öyle ustaca serpiştirilmiş ki kapanışı yaparken “Tamam, bunu biri planlıyorsa o da Nora’dır” dedim. Şaka bir yana, karakter yazımı ve ritim kusursuza yakın. Eğer adrenalin, taş gibi kurgu ve günümüzün dijital paranoyasıyla beslenen bir dizi arıyorsanız: He Had It Coming, hak ettiği ilgiyi fazlasıyla alacak. Ve belki de bazılarına… gerçekten “hak ettiğini” getirecek.
0 Yorum (Popüler)
Lütfen yorumlarınızı saygı kuralları çerçevesinde yapınız.Yorum yapabilmek için üye olmalısın.
Giriş Yap