
Fallen, günahıyla kaderi arasına sıkışmış genç bir kadının, karanlığın içinden kendi hakikatine yürüyüşünü anlatan gotik bir gizem-draması. Genç Luce, işlemediğine inandığı bir suçun gölgesi altında, adı bile ürpertici bir kapatılma hissi yayan Sword & Cross adlı, tarikatvari disiplin kurallarıyla işleyen rehabilitasyon merkezine gönderilir. Girişte telefonlar toplanır, pencereler demirlenir, gece sayımları yapılır; “iyileşme” adı altında uygulanan yöntemler, kurumun kurucularının dindar manifestolarıyla bezeli. Luce’un zihninde ise, yıllardır onu takip eden gölgeler—kendi dili, kendi hafızası olan, adeta zamanın kıvrımlarından sızan karanlık parazitler—artık fısıltıdan çığlığa dönüşmek üzeredir.
Görsel dünya kararlı, mitoloji katmanlı, karakter dinamikleri keskin. Howson’un klinik soğuğu ile ikizlerin dindar sıcaklığının arasındaki o ince gerilim, anlatıyı sürekli diri tutuyor. Eğer ilk bölümde Sword & Cross’ın kapısından içeri girip o demir pencerelere bir kez elinizi sürerseniz, ikinci bölümde kendinizi şapelin taşlarına sembol kazırken bulacaksınız. Uyarı: Bu dizi yan etki olarak kalp çarpıntısı, bölüm sonlarında “sadece bir tane daha” sendromu ve Daniel mi Cam mi ikilemi oluşturabilir. Özetle, kapıyı aralayın; içerisi karanlık, evet… ama hikâyenin ışığı tam orada yanıyor.
0 Yorum (Popüler)
Lütfen yorumlarınızı saygı kuralları çerçevesinde yapınız.Yorum yapabilmek için üye olmalısın.
Giriş Yap